G harfi

'göster bana' ölçeri

Göstersel çıkarımcı yordamlar arasında yer alan ve bireylere çeşitli görünüler sunarak bunlardan yeğlediklerini ya da tepkiyle karşıladıklarını göstermelerini isteyen ve görünüde simgelenen durum ya da olaya karşı tutumlarını ölçen ölçer.

"'göster bana' ölçeri" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(...-mesi) gün meselesi

olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda: Kovulması gün meselesi olduğu için usta bir taraftan sıkıştırıyor, patron bir taraftan sıkıştırıyor.

"(...-mesi) gün meselesi" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir durum) gün ışığına çıkmak

açıklığa kavuşmak, aydınlanmak: “Bu mesele gün ışığına çıkmadıkça toplumun doğru dürüst bir düzen kurabileceğine inanmak zordur.” -B. R. Eyuboğlu.

"(bir durum) gün ışığına çıkmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir kadın bir erkekte) gözünü açmak

kadın ilk cinsel ilişkiyi o erkekle kurmuş olmak.

"(bir kadın bir erkekte) gözünü açmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şey birinin) gözünde olmamak

herhangi bir üzüntü veya zor durum dolayısıyla o şeye değer verecek durumda bulunmamak.

"(bir şey birinin) gözünde olmamak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şey birinin) gücüne gitmek

gönlü kırılmak, onuruna dokunmak: “Bugünkü hâlimizle tabiatın sırlarını kavrayamayacağımızı düşünmek bizi sinirlendiriyor, gücümüze gidiyor.” -N. Ataç.

"(bir şey birinin) gücüne gitmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şey) gözüne ilişmek

birdenbire, istemeden görmek: “Tam kapı yanında bir sütçü dükkânı gözüme ilişti.” -R. H. Karay.

"(bir şey) gözüne ilişmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şey) gözünü almak

1) şiddetli ışık sebebiyle gözü iyi göremez duruma getirmek; 2) mec. aşırı biçimde etkilenmek.

"(bir şey) gözünü almak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyde) gönlü olmak

sevip istemek.

"(bir şeyde) gönlü olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyde) gözü olmak

bir şeyi ele geçirmek isteği beslemek: “Allah bilir, milletvekilliğinde de gözü vardır.” -H. Taner.

"(bir şeyde) gözü olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyde) gözü olmamak

1) bir şeye sahip olmayı istememek; 2) heves beslememek, fazla önem vermemek: “Giyinip kuşanmakta, gezip tozmakta gözüm yok.” -R. N. Güntekin.

"(bir şeyde) gözü olmamak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyden veya birinden) geri kalmamak

1) yapmaktan kaçınmamak: “Daima müttefikler lehine çarpışmaktan geri kalmadılar.” -F. R. Atay. 2) birinden daha az başarılı olmamak.

"(bir şeyden veya birinden) geri kalmamak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyden) geçilmemek

bol, çok, aşırı olmak: Çarşıda meyveden geçilmiyor.

"(bir şeyden) geçilmemek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeye) ... gözüyle bakmak

yerine koymak: Kardeş gözüyle bakmak.

"(bir şeye) ... gözüyle bakmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeye) gebe olmak

bir şeyin gerçekleşme olasılığı bulunmak.

"(bir şeye) gebe olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeye) gölge düşürmek

bir şeyin değerini veya ününü azaltacak işler yapmak: “Bu iki yazarın usta hikâyeci vasıflarına gölge düşürmüştür.” -A. Ş. Hisar.

"(bir şeye) gölge düşürmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeye) gönlü olmak

razı olmak.

"(bir şeye) gönlü olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeye) gözünü yummak

görmezlikten gelmek.

"(bir şeye) gözünü yummak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) garanti etmek

1) o şeyle ilgili olarak güvence vermek; 2) bir işin gerçekleşmesi için gerekli önlemleri almak.

"(bir şeyi) garanti etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) gâvur etmek

boşuna harcamak, yerinde harcamamış olmak, işe yaramaz duruma getirmek.

"(bir şeyi) gâvur etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) geri vermek

aldığı yere veya kimseye vermek, iade etmek.

"(bir şeyi) geri vermek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) gizli tutmak

başkalarına duyurmamak, saklamak.

"(bir şeyi) gizli tutmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) gözü gibi sevmek

pek çok sevmek.

"(bir şeyi) gözü gibi sevmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyin) girdabına kapılmak

etkisinde kalmak, o şeyin çekiciliğinden kurtulamamak.

"(bir şeyin) girdabına kapılmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyin) gözü kör olsun

tkz. 1) bazı zorunlu durumlarda zararı istemeyerek kabullenmeyi anlatan bir söz; 2) gereksinim duyulan şeyin yokluğunda söylenen bir söz: Paranın gözü kör olsun.

"(bir şeyin) gözü kör olsun" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyin) gözünü çıkarmak

1) beceriksizce davranmak, zarara uğratmak; 2) tkz. iyisi dururken en kötüsünü seçmek.

"(bir şeyin) gözünü çıkarmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir yer) güneş almak (veya görmek)

güneş ışınlarıyla aydınlanacak durumda olmak: “O ev güneş görmüyor. Soba yanmazsa her şey nemleniyor.” -A. Ümit.

"(bir yer) güneş almak (veya görmek)" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir yerde) gözünü açmak

çevreyi tanımaya başlamak.

"(bir yerde) gözünü açmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir yeri) gürültüye vermek

telaş ve karışıklığa yol açmak.

"(bir yeri) gürültüye vermek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birinden) gözü su içmemek

güvenmemek: “Azarlayıp adam olmazsın sen nafile... Gözüm hiç su içmiyor senden.” -O. Kemal.

"(birinden) gözü su içmemek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine veya bir şeye) güveni olmak

güvenmek, inanmak.

"(birine veya bir şeye) güveni olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) gariplik basmak

yalnızlık çökmek: “Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor.” -S. F. Abasıyanık.

"(birine) gariplik basmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) gözdağı vermek

sonradan verilecek bir ceza ile korkutmak, yıldırmak, tehdit etmek, caydırmaya çalışmak: “Sarhoş ağabeyi, parası pulu ile gözdağı vermeye kalktı onlara.” -N. Cumalı.

"(birine) gözdağı vermek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) gurur gelmek

hlk. kurumlanmak.

"(birine) gurur gelmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) gün doğmak

isteklerini gerçekleştirmek için iyi bir duruma erişmek veya eline olağanüstü bir fırsat geçmek.

"(birine) gün doğmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) gün geçmek

güneş çarpmak.

"(birine) gün geçmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini bir şeye) gark etmek

1) batırmak, boğmak; 2) mec. birine bir şeyi bol bol vermek: “Bu hayrı ile milletimizi nura gark edeceğine herkes kani idi.” -Y. K. Beyatlı.

"(birini bir şeye) gark etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini veya bir şeyi) göklere çıkarmak

aşırı derecede övmek: “Kadın dergileri bizi göklere çıkarıyorlardı, bunu da hak etmemiştik.” -A. Ağaoğlu.

"(birini veya bir şeyi) göklere çıkarmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini veya bir şeyi) gölgede bırakmak

ondan daha üstün bir düzeye yükselmek, ondan çok daha başarılı olmak: “Enişte, delikanlıları gölgede bırakacak kadar çalıştı; hâlâ ayak üstünde.” -S. M. Alus.

"(birini veya bir şeyi) gölgede bırakmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini veya bir şeyi) gözü görmez olmak

artık ona değer vermemek.

"(birini veya bir şeyi) gözü görmez olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini veya bir şeyi) gözü kesmemek

1) bir işi yaparken kendine veya başkalarına güvenmemek; 2) beğenip seçememek: “Kendi deyimiyle otuzu geçtiği hâlde isteyenler arasında kendine uygun birisini gözü kesmediği için evlenmemişti.” -N. Cumalı.

"(birini veya bir şeyi) gözü kesmemek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini veya bir şeyi) gözü tutmak

güvenmek, beğenmek: “Bu genç çocukla bu üstü başı oldukça eski ihtiyar adamı gözü tutmamıştı.” -N. Hikmet.

"(birini veya bir şeyi) gözü tutmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) gafil avlamak

umulmadık, beklenmedik bir zamanda yakalamak, zor duruma düşürmek: “Nasıl sinsice yaklaşmıştı baykuş, düşmanlarını nasıl gafil avlamıştı.” -C. Meriç.

"(birini) gafil avlamak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) gaza getirmek

birini olmadık bir şey veya hayalî bilgilerle coşturmak, ileri sürmek.

"(birini) gaza getirmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) gır gıra almak (veya getirmek)

alaya almak: “Baskına dikkat et diye emir yayımlamıştı da gır gıra aldık adamı.” -A. İlhan.

"(birini) gır gıra almak (veya getirmek)" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) gömleğinden (veya gömlekten) geçirmek

evlat olarak kabul etmek, evlat edinmek.

"(birini) gömleğinden (veya gömlekten) geçirmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) gönülden çıkarmamak

sevilen kimseyi unutmamak.

"(birini) gönülden çıkarmamak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) görüp gözetmek

korumak, yardım etmek, mukayyet olmak.

"(birini) görüp gözetmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) gözüm görmesin

“bana görünmesin, yüzünü görmek istemem” anlamında kullanılan bir söz.

"(birini) gözüm görmesin" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birinin bir şey) gözünü bağlamak

doğruyu bulamaz, düşünemez duruma getirmek.

"(birinin bir şey) gözünü bağlamak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

Sosyal Medya