M harfi

(bir iş) medreseye düşmek

alay içinden çıkılmaz boş tartışmaların konusu olmak.

"(bir iş) medreseye düşmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir işte) methali olmak

bir işe karışmış bulunmak, bir işte parmağı olmak.

"(bir işte) methali olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şey başka bir şeyi) mumla aratmak

daha kötü olan yeni bir şey, bir durum, bir kimse, pek iyi olmayan eskisini aratmak.

"(bir şey başka bir şeyi) mumla aratmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şey) mecrasında gitmek

bir iş kurallarına uygun bir biçimde yürümek.

"(bir şey) mecrasında gitmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şey) moda olmak

yaygın duruma gelmek, herkesçe kabul edilmek: “Normal otomobil değil de yabansı boyutlarda arazi otomobili kullanmak moda oldu.” -A. Boysan.

"(bir şey) moda olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şey) muallakta olmak (veya kalmak)

sonuca bağlanmamak, sürüncemede kalmak.

"(bir şey) muallakta olmak (veya kalmak) " kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyden) mahrum olmak

yoksun kalmak: “Servet, ondan mahrum olanların ahlaklarını bozmakta büyük bir amil değil midir?” -H. R. Gürpınar.

"(bir şeyden) mahrum olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyden) mana (veya manası) çıkmak

anlamına gelmek, anlamını taşımak: “Kızın adını Emel koydu. Oğlanınkini Fethi ... Sanki bundan emelini fethetmiş manası çıkıyordu.” -H. R. Gürpınar.

"(bir şeyden) mana (veya manası) çıkmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeye) merak sarmak (veya duymak veya salmak)

bir şeyi edinme, yapma veya onunla uğraşma isteğine kapılmak, bir şeye eğilim duymak: “Bu adama, her gördüğüm vakit, merhamet ve korku ile karışık bir merak duyuyordum.” -R. N. Güntekin. “Miralay beyimiz, emekli olduktan sonra komisyonculuğa kalkan veya cins tavuk yetiştirmeye merak salan soydan değildir.” -H. Taner.

"(bir şeye) merak sarmak (veya duymak veya salmak)" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) masaya yatırmak

bir konuyu, olayı enine boyuna araştırmak.

"(bir şeyi) masaya yatırmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) maymuna benzetmek (veya çevirmek veya döndürmek)

gülünç ve çirkin duruma sokmak.

"(bir şeyi) maymuna benzetmek (veya çevirmek veya döndürmek) " kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) merak etmek

1) anlamak veya öğrenmek istemek: “Hiç merak etmezdim, yine de öğrenirdim dedikoduları.” -A. Kutlu. 2) kaygılanmak: “Hele okuyanı, araştıranı hatta sadece neler oluyor diye merak edeni hiç yoktu aralarında.” -T. Buğra.

"(bir şeyi) merak etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) mesele yapmak

önemsiz bir şeyi önemli bir sorun durumuna getirmek: “Orada kimseyi kıskanmamışken bu sonuncu kumasını büyük mesele yaptı.” -R. Erduran.

"(bir şeyi) mesele yapmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyi) meslek edinmek

1) bir işi meslek olarak yapacak bilgi ve beceriyi kazanmak; 2) mec. bir şeyi yapmayı alışkanlık hâline getirmek.

"(bir şeyi) meslek edinmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyin) makarasını çözmek

ayrıntılarıyla sayıp dökmek: “Yukarı katta ihtiyar imamla yatalak hasta karısının aşağıdan tamamıyla işitilen kavgalarına dair hikâyelerinin makarasını çözerdi.” -H. Z. Uşaklıgil.

"(bir şeyin) makarasını çözmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir şeyin) muhasebesini yapmak

bir şeyin olumlu veya olumsuz yönlerini gözden geçirerek bir yargıya varmak.

"(bir şeyin) muhasebesini yapmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(bir yer) mahşere dönmek

çok kalabalıklaşmak.

"(bir yer) mahşere dönmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(biri ötekiyle) mahkemelik olmak

istemediği hâlde dava konusu olmak.

"(biri ötekiyle) mahkemelik olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) madik atmak (veya etmek veya oynamak)

argo dolap çevirmek, hile yapmak.

"(birine) madik atmak (veya etmek veya oynamak)" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) malum olmak

içine doğmak: “Ona da malum oldu haber / Koşup geldi odama” -B. Necatigil.

"(birine) malum olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) medyun olmak

kendini borçlu hissetmek.

"(birine) medyun olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) meftun olmak

tutulmak, gönül vermek, vurulmak.

"(birine) meftun olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) meydan dayağı çekmek

herkesin içinde veya çok dövmek.

"(birine) meydan dayağı çekmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) meydanı dar etmek

birini çok sıkıntıya sokmak, her yönden sıkıştırmak.

"(birine) meydanı dar etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) muhtaç etmek

birini, gereksinim duyduğu bir şeyi başkasından sağlamak zorunda bırakmak.

"(birine) muhtaç etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) mum tutturmak

aşırı disiplin altına almak.

"(birine) mum tutturmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) muziplik etmek

şaka karşısındakini üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmak: “Genç kadın, ona muziplik etmekten hoşlanır gibi gülerek devam ediyordu.” -R. N. Güntekin.

"(birine) muziplik etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birine) müşkülat çıkarmak

yapmakta bulunduğu işi güçleştirecek durumlar yaratmak: “Kaynanam olacak o kadın her türlü müşkülatı çıkarıyor.” -O. Aysu.

"(birine) müşkülat çıkarmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini veya bir şeyi) musallat etmek

birini, bir başkasının başına bela etmek: “Oyundan alıntıladığı bir iki sahne, belleğimizin bize musallat ettiği iz düşümlerden oluşmadır.” -S. İleri.

"(birini veya bir şeyi) musallat etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) makaraya almak (veya sarmak)

bir kimseyle alay etmek.

"(birini) makaraya almak (veya sarmak) " kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) maskaraya almak

biriyle eğlenmek, alay etmek.

"(birini) maskaraya almak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) maskaraya çevirmek

gülünç bir duruma sokmak.

"(birini) maskaraya çevirmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) maşa gibi kullanmak

maşası olmak.

"(birini) maşa gibi kullanmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) maytaba almak

biriyle alay etmek, eğlenmek: “Bu evde hepsi beni maytaba alıyor.” -H. R. Gürpınar.

"(birini) maytaba almak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) mecbur tutmak

zorlamak, yükümlü saymak, mecbur etmek: “Memleketin büyük menfaati, beni bu yolda harekete mecbur tutuyordu.” -Atatürk.

"(birini) mecbur tutmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) minder dışına atmak

ortadan kaldırmak, silmek, kovmak: “Kötü para iyi parayı kovduğu gibi kötü yazar da iyi yazarı minder dışına atmaya çabalamaktadır.” -S. Birsel.

"(birini) minder dışına atmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birini) mütehassis etmek

bir kimseyi duygulandırmak.

"(birini) mütehassis etmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birinin) mahkemede dayısı olmak

yüksek bir makamda koruyucusu, kayırıcısı bulunmak.

"(birinin) mahkemede dayısı olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birinin) mahremiyetine girmek

bir kimsenin özel hayatını öğrenecek kadar ona yakın olmak: “Türkünün bir tarafında kapılar açılıyor ve siz durup dururken hiç tanımadığınız bir insanın mahremiyetine girmiş oluyorsunuz.” -B. R. Eyuboğlu.

"(birinin) mahremiyetine girmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birinin) maskarası olmak

birinin eğlencesi olmak: “Süslü kafeslere, hazır yemeğe tamah edip insanların maskarası olmanın âlemi var mı?” -H. Taner.

"(birinin) maskarası olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birinin) maskarasını çıkarmak

birini rezil etmek, küçük düşürerek gülünç duruma sokmak.

"(birinin) maskarasını çıkarmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birinin) maşası olmak

sakıncalı bir işte biri tarafından araç olarak kullanılmak.

"(birinin) maşası olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(birinin) muzipliğine uğramak

aldatılmak, şakaya hedef olmak: “Gülmüşler ve kendisine, arkadaşının bir muzipliğine uğradığını söylemişler.” -F. R. Atay.

"(birinin) muzipliğine uğramak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(biriyle) merhabası olmak

esenleşecek kadar tanışıklığı, yakınlığı olmak.

"(biriyle) merhabası olmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(biriyle) merhabayı kesmek

biriyle ilgisini kesmek.

"(biriyle) merhabayı kesmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


(biriyle) mülakat yapmak

bir kimsenin bir konu veya sorunla ilgili görüşlerini almak.

"(biriyle) mülakat yapmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


-ma

emirlerin sonuna gelen nefi eki

"-ma" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


-maç

-mış, -miş eki yerine kullanılır : Tutmaç (tutulmuş).

"-maç" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


-miş'li geçmiş

a. db. bk. belirsiz geçmiş.

"-miş'li geçmiş" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.


... meraklısı (olmak)

bir şeye karşı aşırı ilgili (olmak).

"... meraklısı (olmak)" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

Sosyal Medya